Devletler arabulucu olabilir mi?

Dünyanın her yerinde devletler arasında ve bir ülke içerisindeki belirgin kesimler ile devlet arasında gerginlikler yaşanabilir. Gerginlik komşu ülkelerin ve bölgede çıkarları ve beklentileri olan diğer ülkelerin ilgi alanlarına girebilir. Hatta bazen çıkar sahiplerinin sorunlu bölgeye komşu olmaları bile gerekmez. Gözler artik soruna ve gelecekte yol açabileceklerine odaklanmıştır. Sonra bir ülke ortaya çıkarak uyuşmazlıkta arabuluculuk, görüşmelere ev sahipliği yapabileceğini deklere eder. Konuyla yakından ilgilenmeyen insanlar için bu tür açıklamalar anlaşılması oldukça zor ve şaşırtıcıdır. “Yahu Norveç’in bu bölgeyle ne alakası var, neden bu soruna bir şekilde dahil olmak ister ki?” ve benzeri sorular akıllarda beliriverir.

Bir ülke veya onun en üst düzey yöneticileri nasıl arabuluculuk yapacaklardır? Arabulucular nasıl hareket ederler? Neler konuşurlar? Neler önerirler? Cevabı çok basit. “Kendi çıkarlarına uygun olanı”. Kişiler arasındaki uyuşmazlıklarla devletler arasındaki uyuşmazlıkların benzer dinamiklere sahip olduğunu düşünmek hata olur. Dolayısıyla bu fark yürütülen arabuluculuk sürecine de yansır. Gerçek kişilerin arasındaki sorunları çözmeye talip olan arabulucular genellikle bunu bir meslek olarak yerine getirirler. Ücretlerini taraflardan alırlar ve taraflara eşit mesafede durarak iletişimlerini kolaylaştıracak ve onları masada tutacak teknikler uygularlar. Ülkemizde AB ülkelerinde olduğu gibi arabuluculuk adı altında yürütülen serbest meslek henüz olmadığından, bu kavramın akıllarda oluşturduğu intiba biraz hakemliğe benzetilir ve arabulucunun rolünün ne olacağı konusunda kafalar çoğunlukla karışıktır.

Uluslararası olarak ifade edeceğimiz uyuşmazlıklarda “arabulucuların ücretleri” temsil ettikleri ülkenin çıkarları veya yüklendikleri misyonlardır. Acaba bir ülkenin arabuluculuk yapmak konusunda hevesli davranmalarının nedenleri ne olabilir? Sebepleri şu başlıklarda inceleyebiliriz:

Ülkenin sınır aşan etkinliğinin sergilenmek istenmesi

Ülkelerin güçleri ekonomileri, silahlı kuvvetleri, sahip olunan doğal kaynakları, nüfusun ortalama yaşı ve vatandaşlarının eğitim düzeyleri gibi verilerle ölçülebilir. Ama bunların sağlayacakları yanında ülkeler de insanlar gibi temel ihtiyaç niteliğinde bir gücün peşindedirler. Bu da “kabul görme” ihtiyacıdır. Ne kadar güçlü, dinamik, zengin olursanız olun kabul görme olarak ifade edilebilecek temel ihtiyaç kapsamında ülkelerin saygı duyulmaya, dikkate alınmaya ihtiyacı vardır. En azından siyasetçilerin geleceği için elzemdir. Bu nedenle ülkeler, kendilerine bu hissi yatacak durumları kollarlar ve mahallenin çocukları arasında ağabeylik rolü oynamak gibi fırsatları kaçırmazlar. Çünkü ağabey belirince kavga sona erer, çocuklar kendisine çeki düzen verir ve kavgadaki haklılıklarının tescilini ağabeyden isterler, başlar diğer tarafı şikayet etmeye… Erdemli ağabey tarafları dinler, uyarır ve soruna kendince bir çözüm bulur. Asayişin sağlanması için ağabeyin gözlerini çocuklar üzerinde şöyle bir gezdirmesi yeterlidir…

Uyuşmazlık taraflarından normal şartlarda öğrenilemeyecek bilgilerin elde edilmesi

Kişiler arası uyuşmazlıklarda bir arabulucunun mutlak bir gizlilik yükümlülüğü vardır. Tarafların çözüm sürecinde arabulucuya ifşa ettiği bilgiler açıkça izin verilmedikçe diğer tarafa aktarılamaz. Yine arabulucu taraflarla sadece uyuşmazlık süresince ilişki kurar, onlarla vereceği hizmet için ödenmesi gereken ücretten başka taraflarla bağı olmadığı ve ileride kendi çıkarlarının taraflarınkiyle kesişmesi ihtimali neredeyse hiç olmadığı için üzerinde tereddüt yaşanmayacak kişilerdir. Bir de arabuluculuğa soyunan devleti düşünelim. Bu devlet zaten çıkarı olmasa arabuluculuğa girişmez. Taraflardan ücret de almadığına göre onu bu işe adım atmaya yönelten bir şeyler olmalı. Bir devlet çıkarının olduğu bir konuda, diğer herkesten ve doğrudan bilgi almaktan daha çok neyle ilgilenebilir? Devletlerin istihbarat gibi riskli işlere girişmesi başka neyle açıklanabilir? Uyuşmazlık çözülsün ya da çözülmesin tarafların tutumu ve yaklaşımları arabuluculuğa soyunan devletin tecrübe havuzunda birikecek gelecekte ve benzer durumlarda nelerin olabileceğini önceden tecrübe etmiş ve gerekli önlemleri almış olacaktır.

Uyuşmazlığın çözümünün belirli yönde olması konusunda yönlendirme

Gerçek kişiler arasında yapılan arabuluculukta arabulucunun tarafları yönlendirmesi, onların yerine geçerek karar vermesi, tararafsızlığını yitirmesine neden olacak söz ve davranışlarda bulunması beklenemez. Ama arabulucu olarak ortaya çıkan bir devletin taraflardan birisine gizliden gizliye düşmanlık beslemesi, uyuşmazlığı yönlendirmek istemesi veya kriz yönetiminden kar sağlamayı amaçlaması mümkündür. Arabuluculuk rolüne soyunmaya bir takım çıkarlar neden olduğuna göre, arabulucu devletin bir tarafa gizliden gizliye yakınlık duyması veya tarafların çıkarına olmayan ama kendi çıkarına hizmet edecek bir çözüm için tarafları yönlendirmeye çalışması her zaman mümkündür.

Bir misyon yüklenmiş ülkenin görüntüsünü kurtarmak için rolünü arabuluculuk olarak ifade etmesi

Bölgesel uyuşmazlıkta çıkarı olan bir devlet bazen tepki çekmemek, daha sonraki girişimlerine meşruiyet kazandırmak ya da uyuşmazlığa arabulucu rolünde müdahil olmasının samimi görünmeyeceği kanaatiyle, kukla devletler kullanabilirler. Kukla devletler genellikle ağabey devlete göbeğinden bağlı, ya da dev gölgesi altında varlık gösteremeyecek olanlardan seçilir. Bunların aynı zamanda sorunlu bölgeye yakın, benzer kültürel yapıda, taraflarla kolaylıkla iletişim kurabilecek olması tercih nedenidir. Ağabey devlet, yukarıdaki başlıklar altında anlattıklarımızı kukla devletin arabuluculuğunda dolaylı yoldan yapabileceği gibi bazen buna hiç ihtiyaç duymaz ve kukla devleti arabulucu adı altında mesajlarının ulağı, özel görüşmelerde ise abasından çıkan sopa olarak kullanabilir.

Sorumuzu tekrar soralım. Devletler arabulucu olabilir mi?

Facebook yorumları

adet yorum

Powered by Facebook Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir