Amasra ve Çeşm-i Cihan macerası

Eşimle evlilik yıl dönümümüzü geçirmek için nereden aklıma geldiyse Amasra’ya gitmeyi önerdim. Yeşili, doğayı, denizi seven karıcığım buna sevindi ve olur dedi. Amasra’nın 10 yıl önce kaldığım daireden bozma ortak tuvaletli pansiyonlarında kalmaya hiç niyetim yoktu. Bu nedenle en iyi oteli neresiyse orada kalmalıydık. Arayış tarayış sonunda Büyük Liman Otel’i buldum. Rezervasyon yaptırdım.

Okumaya devam et

Tez yazılır(mış!)

Gazetelerde, parayla yükseklisans ve hatta doktora tezi yazıldığına ilişkin çıkan son haberler üzerine Google’da yaptığım araştırma sonucunda gördüklerime inansam mı inanmasam mı bilemedim. İnanmak psikolojimde hasar yaratacağımdan inanmayasım geldi. Açan güneşi göremeden geçen 24 değil de 48 saat olması için dua ettiğim günleri; ne sıcağının ne yağmurunun ne karının keyfini çıkarabildiğim mevsimleri, kitaplara harcadığım paraları, uykusuzluklarımı, yemek yerken araba kullanırken yıkanırken uyurken alışveriş yaparken beynimin içinde gezdirdiğim ve aklımda yazmaya devam ettiğim tezimi ve bu anlatım bozukluğu dolu cümleme sığdıramadığım bir dolu sıkıntıyı, parayla tez yazdıran yazan o tezlerin danışmanlığını yapan ve jürisinde bulunanların kabuslarına sokasım ve Freddy’nin kabusu gibi her gece her gece her gece kabuslarına musallat edesim geldi.

Fetih filmi kimi fethetti

En büyük bütçeli Türk filmi, muhteşem yapım, Yunanlılar çıldırdı, tüm dünyada gösterime girdi, tarih baştan yazılıyor… Hatta Time dergisi “Türkiye’nin jeopolitik yıldızı yükselişteyken ülkenin gelmiş geçmiş en büyük filminin belki de Akdeniz dünyasının en belirleyici tarihi anını kutlaması oldukça uygun” yorumlarına yer veriyor.

Reklam kampanyasındaki abartıya kapılmadan Türk sinema sektörü açısından çoğu ilki gerçekleştiren Fetih filmini izlemeye ve keyif almaya çalıştım. Filmin basında yer alam “ilk” leri Türkiye’nin başarıya muhtaç bireylerinden birisi olarak tabii ki sevindirdi. ama bunun filmin kendisiyle de yaşanmasını, 300 Spartalı filminden çıktıktan sonra kendini savaşçılar gibi hissetmek isteyişimdeki, muhteşem yüzyıl dizisinden sonra Sultan Süleymanın kibri ve bütün hava civasını eşime satmaya yeltenmem gibi içime işlemesini isterdim.

Okumaya devam et

En küçük makam bile sahipsiz kalmaz

İnsanlar çoğunlukla temel ihtiyaçlarının çizdiği ve dürtülerinin kendilerini sürüklediği bir hayat yaşarlar. Bu temel ihtiyaçlardan aidiyet, güç ve kabul görme ihtiyaçları bir araya geldiğinde ise makam ve sıfat hırsının doğal yaşama ortamı ortaya çıkar. Türkiye’de her altı kişiden birinin bir yerin başkanı olduğu düşünülürse, Türk toplumunun makam ya da sıfat edinme ve bunu taşıyıp ifade etme konusunda ne kadar meraklı olduğunu daha iyi anlarız.

Okumaya devam et

Vakıfbank’ın sarışını

Vakıfbank ülkemizin en köklü bankalarından birisidir. Ama reklamları konusunda çok talihsiz bir bankadır. Halden anlayan reklamları, bu kötü gidişatı “sanki bütün çalışanları psikolog” imajı çizerek bir nebze gözümüzün içine bakarak yalan söyleme modunda durduruyor gibi görünse de bir reklam var ki evlere şenlik. Bu reklamdan Burcu Esmersoy ve reklam müziği nedeniyle Sezen Aksu gibi güzide kişilerin nemalanmış olması dışında tam bir iç kazıntısı… Sanırım reklamla anlatılmak isteneni senarist, bilemedin yönetmen dışında bilen yoktur. Alışverişten anlayan sarışın çıkışıyla imaj tazelemeye çalışan banka acaba ne demek istiyor?

Okumaya devam et